Kısa cevap: İşveren, belirli şartları taşıyan bir işçiyi ancak geçerli bir sebeple işten çıkarabilir. Geçerli sebep yoksa işçi işe iade talep edebilir. Ancak bunun için süre çok kısadır: İşten çıkarıldığınız tarihten itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurmanız gerekir. Bu süre kaçırılırsa işe iade hakkı kaybedilir.
İş güvencesinden yararlanmak için şu şartların birlikte bulunması gerekir:
İşyerinde en az 30 işçi çalışmalıdır. İşverenin aynı işkolunda birden fazla işyeri varsa, bu işyerlerindeki işçilerin toplamına bakılır.
İşçinin o işverenin yanında en az altı aylık kıdemi olmalıdır. Yer altı işlerinde kıdem şartı aranmaz.
İş sözleşmesi belirsiz süreli olmalıdır.
İşçi, işletmenin bütününü yöneten ve işçi alıp çıkarma yetkisi olan bir işveren vekili olmamalıdır.
30 işçinin hesabında belirli veya belirsiz süreli, tam veya kısmi süreli çalışanlar arasında ayrım yapılmaz (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 2022/1113 E., 2022/2182 K.).
İşe iade için doğrudan mahkemeye gidilemez; önce arabulucuya başvurmak zorunludur. Süreler şöyledir:
Fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurulur.
Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılır.
Bu süreler hak düşürücüdür; bir gün bile geç kalınırsa dava reddedilir. Arabuluculukta taraflar işe dönüş yerine belirli bir tazminat ödenmesi konusunda da anlaşabilir.
İşveren, işten çıkarmayı şu üç gruptan birine dayandırmak zorundadır:
İşçinin yetersizliği (örneğin sürekli düşük performans, sık devamsızlık),
İşçinin davranışları (örneğin iş arkadaşlarıyla sürekli geçimsizlik, talimatlara uymama),
İşletmenin gerekleri (örneğin küçülme, bölüm kapatma, teknolojik değişiklik).
Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükü işverendedir. Ayrıca fesih son çare olmalıdır; işçiyi başka bir bölümde çalıştırma imkânı varsa işveren önce bu yolu denemelidir.
Fesih bildirimi yazılı yapılmalı ve sebebi açık ve kesin olarak belirtilmelidir. "Hizmetlerinize ihtiyaç kalmamıştır" gibi genel ifadeler yeterli değildir. İşçi davranışı veya performansı gerekçesiyle çıkarılıyorsa, fesihten önce savunması alınmalıdır.
Yargıtay, performans düşüklüğü gerekçesiyle savunma alınmadan ve sebep açıkça yazılmadan yapılan bir feshi, sırf bu nedenlerle geçersiz saymıştır (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 2025/10203 E., 2026/84 K.).
Mahkeme feshin geçersiz olduğuna karar verirse süreç şöyle işler:
İşçi, kararın kesinleşmesinden itibaren 10 iş günü içinde işverene başvurarak işe başlamak istediğini bildirmelidir. Başvurmazsa fesih geçerli sayılır.
İşveren, başvurudan itibaren bir ay içinde işçiyi işe başlatmalıdır.
İşe başlatmazsa işçiye 4 ila 8 aylık ücreti tutarında işe başlatmama tazminatı öder.
Her iki durumda da işçi, dava süresince çalışamadığı dönem için en çok 4 aylık ücret ve diğer haklarını alır.
Başvurunun samimi olması gerekir. Yargıtay'a göre işçi başvurduktan sonra işverenin davetine rağmen işe başlamazsa, gerçek amacının işe dönmek olmadığı kabul edilir. Bu durumda işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti istenemez; ancak şartları varsa kıdem ve ihbar tazminatı ödenir (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 2025/10117 E., 2026/969 K.).
Evet. Tazminatın ödenmiş olması işe iade hakkını ortadan kaldırmaz. İşe dönerseniz, aldığınız kıdem ve ihbar tazminatı size ödenecek tutarlardan düşülür.
Kural olarak hayır, çünkü istifada fesih işçiden gelir. Ancak istifa dilekçesi baskıyla, aldatılarak veya boş kâğıda imza alınarak oluşturulduysa bu durum ispat edilerek feshin aslında işverence yapıldığı ileri sürülebilir.
Altı aylık kıdem şartı dolmadan çıkarılan işçi işe iade davası açamaz. Belirli süreli sözleşmeyle çalışanlar da iş güvencesi kapsamında değildir; ancak sözleşmenin belirli süreli yapılması için objektif bir sebep yoksa sözleşme belirsiz süreli sayılabilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki görüş niteliği taşımaz; somut durumunuz için bir avukata danışmanızı öneririm.